Google da arayınkan sayımı sonucu nasıl okunur-Kan tahlili nasıl yorumlanır?

Herşey FULL || Hersey FuLL sitesindeki kan sayımı sonucu nasıl okunur-Kan tahlili nasıl yorumlanır? isimli konu görüntüleniyor...

+ Cevap Ver
12 SonSon

kan sayımı sonucu nasıl okunur-Kan tahlili nasıl yorumlanır?

 Herkes için Spor Sağlıklı Vücut, ve Kişisel Gelişim Katagorisinde ve  Sağlık Köşesi Forumunda Bulunan  kan sayımı sonucu nasıl okunur-Kan tahlili nasıl yorumlanır? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kan tahlili nasıl yorumlanır? Laboratuvar ortamında hastalık ve sağlıkla ilgili bilgileri veren numune kandır. Bunun sebebi vücüdümzda bulunan tüm kimyasal ...

  1. #1
    ottoman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.09
    Mesajlar
    646
    Kan tahlili nasıl yorumlanır?

    kan - kan sayımı sonucu nasıl okunur-Kan tahlili nasıl yorumlanır?
    Laboratuvar ortamında hastalık ve sağlıkla ilgili bilgileri veren numune kandır. Bunun sebebi vücüdümzda bulunan tüm kimyasal ,fiziki ve biyolojim materyallerin kan yoluyla taşınması ,alınması ve atılmasıdır. Çok az bir kan örneğinden (ortalama 3 cc) bizim hastalık ve sağlık bilgilerimizin önemli delillerine ulaşabiliriz.

    Kan tahlil ve tetkikleri kanın direkt olarak vücuttan alındığı şekliyle şekliyle yapılabilindiği gibi endirek olarak vücuttan alındıktan sonra santrufüje işlemiyle serumu kullanılarak , bekletilme şekliyle çökertilerek veya çeşitli kimyasal karıştırılarak yapılır. Bunların haricinde spesifik kan tetkik şekilleride mevcuttur. kanın direk alındığı şekliyle kullanıldığı tahlilllere gulukoz ,hemogram ve kan gurubu test ve tetkiklerini örnek verebiliriz. Santrufüj edlerek elde edilen kan serumu ise en çok hormon ve biyokimya tetkiklerinde kullanılır. Kimyasal karıştırılarak kullanılma yönteminin ise en çok bilinen ve sık kullanılanı sedimantasyon tahlilleridir.Bunara ölrnekl olarak SEDİM, ASO ,CRP, FR tetkiklerini verebiliriz.
    Bütün bu tahlil ve tetkikler herbiri özel kit ve kimyasallar kullanılarak gerçekleştiril.Her biri özel bilgi birikim ve yetenek isteyen laboratuvar dallarıdır.

    NASIL YAPILIR?
    ESH Ölçümünde hastadan alınan az miktarda kan içine pıhtılaşmayı önleyici bazı maddeler konduktan sonra üzerinde işaretler bulunan özel bir tüpe alınır. Belirli bir süre sonra (1-2 saat) tüpün üzerindeki işaretler yardımıyla kaçının içindeki alyuvarların ne kadarının yer çekimi etkisiyle tüpün dibine çöktü*ğü okunur ve çökme hızı hesaplanır. Zaman geçtikçe alyuvarlar dibe doğru çökerken tüpün üst kısmında kanın plazma bölümünden oluşan sarımsı bir tabaka ortaya çıkar.

    YORUMLANMASI
    \lyuvar çökme (sedimantasyon) hızının normal sınırların dışına çıkması bir hastalık durumunu gösterir, ama hastalığın türü ve yapısı hakkında fazla bilgi vermez. Herhangi bir yakınma ile hekime başvuran kişide sedimantasyon hızı*nın ölçülmesi, tanıya giderken atılacak adımların yönünü belirler. Tedavinin başlamasından sonra yapılan ölçümler de hekime doğru yolda olup olmadığını gösterir.
    Hastada sedimantasyon hızı yüksel-, meşinin nedeninin açıklanamaması, ya-Ipılacak incelemelerin Bu özellikleriyle sedimantasyon, vücut sıcaklığına benzetilebilir. Tıpkı vücut sıcaklığı gibi, sedimantasyonun da bazen bütünüyle sağlıklı kişilerde bi*le normal değerlerin üzerine çıkabilece*ği unutulmamalıdır.
    Bu özellikleriyle sedimantasyon, vücut sıcaklığına benzetilebilir. Tıpkı vücut sıcaklığı gibi, sedimantasyonun da bazen bütünüyle sağlıklı kişilerde bile normal değerlerin üzerine çıkabilece*ği unutulmamalıdır.

    NORMAL DEĞERLER

    Sedimantasyon değeri milimetre olarak ya da Katz indeksi kullanılarak tanımlamr. Katz indeksi, birinci saat değeri ile ikinci saat değerinin yansının aritmetik ortalamasıdır. Katz değerinin normal sının erkekler için 5, kadınlar için 8, üst sının ise erkekler için 15, kadınlar için 20′dir. ESH yaşamın ilk haftalarında çok düşüktür. Yaşlılarda ise herhangi bir neden olmaksızın hafifçe yükselebilir. Âdet gören kadınlarda belirgin bir değişiklik göstermez. Gebeliğin dördüncü ayından sonra yükselmeye başlar ve doğumdan sonraki 3-8 hafta yüksek kalır. Katz indeksi gebelikte 40 gibi çok yüksek değerlere çıkabilir.
    Sedimantasyon hızı birçok hastalıkta azalır ya da artarken bazı kansızlık türleri, bel ağrısı, nevrit (sinir iltihabı) gibi hastalıklarda normal şuurlarda kalır.
    Günümüzde laboratuvarlann çoğunda yalnızca ilk yarım saat ve birinci saat sedimantasyon değeri verilmekte, Katz indeksi hesaplanmamaktadır

    SEDİMANTASYON HIZININ YÜKSELDİĞİ DURUMLAR

    ESH, enfeksiyon hastalıkları, iltihabi hastalıklar, doku yıkımına yol açan hastalıklar ve tümörlerde yükselir. Ama belirli bir bölgeyle sınırlı iltihaplar ateş ve halsizlik gibi genel belirtilere karşın sedimantasyon yükselmesine yol açmayabilir. Benzer biçimde üst solunum yolu enfeksiyonlarında da sedimantasyon yükselmesine rastlanmayabilir. Öte yandan sedimantasyonun normal sınırlar içinde bulunması hastada tümör olmadığının kanıtı değildir. Kötü huylu tümörler genellikle belirgin bir sedimantasyon yükselmesine yol açarken, bazı iyi huylu tümörlerde bu yükselme olmayabilir.
    Sedimantasyon hızındaki artış hastalığın şiddetiyle doğru orantılıdır. Hastalığın iyileşme evresinde ateşin düşmesiyle birlikte ESH de normale döner, Bazı durumlarda ise, hastalık iyileştiği halde ESH haftalarca yüksek kalabilir. ESH özellikle verem, romatizma] ateş, romatoit artrit ve öteki bağ dokusu hastalıkları ile glomerülonefrit ve başta miyelom olmak üzere tümörlerde çok yüksek değerlere ulaşır. Kalp krizi düşünülen olgularda EKG henüz nöbeti tam olarak gösteremezken saptanan sedimantasyon yükselmesi tanıyı destekleyebilir.

    SEDİMANTASYON HIZININ DÜŞTÜĞÜ DURUMLAR

    Sedimantasyon hızının düştüğü durumlar çok enderdir. Kronik bronşit ve akciğer amfizemi gibi alyuvarların sayıca arttığı hastalıklarla konjestif kalp yetmezliğinin ileri dönemleri ve bütün po-lisitemiler (alyuvar sayısında artış) sedimantasyon hızının normalin altına düşmesine neden olur.
    Hemen bütün virüs enfeksiyonlarında ve tifo gibi bazı bakteri enfeksiyon*larında ESH değerleri ya normal sınırlar içindedir ya da normalden biraz düşüktür.

    SEDİMANTASYON HIZININ AZALDIĞI DURUMLAR

    • Vıriis hastalıkları
    • Mononükleoz
    • Polisitemİ (alyuvar sayısında artış)
    • Talasemi minör (küçük Akdeniz kansızlığı)
    IbİMANTASYON HIZIİ NORMAL KALDIÇI DURUMLAR 1
    • Hiperkrom anemi (alyuvarların normalden fazla hemoglobin içer*mesi)
    • Alyuvarlarda biçim bozukluğunun bir tipi ile birlikte görülen kansız*lık (orak hücreli kansızlık)
    • Akut enfektif lenfositoz
    • Tıkanma sanlığı
    • Bel ağrısı
    • Virüs kökenli akciğer enfeksiyon*ları

    Genel tıp uygulamaları sırasında hekimler polikliniğe başvuran pek hastadan kan tahlili isterler. Tam kan sayımı hekime tanıya yaklaşmasında yardımcı olan, değerli ve nispeten ucuz bir testtir.

    Kan tahlilinin maksadı teşhis koymak değildir. Kan tahlilinin esas görevi hekimin olası tanılar arasında eleme yapmasını sağlamaktadır. Yani tanıya yardımcı olmaktır. Hastayı görmeden, muayene etmeden teşhis koyulmaz.

    Kan tahlilinde hangi değerler incelenir?

    Vücudumuzda oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ile hastalıklara karşı savunmamızı sağlayan beyaz kan hücreleri (lökositler) sayılmakta ve büyüklükleri incelenmektedir.

    Bildiğiniz gibi kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin proteinleri bulunur. Oksijeni taşıyan protein hemoglobindir. Hemoglobin miktarı düşerse oksijen taşınamaz.

    Maalesef ülkemizde kullanılan laboratuvar cihazları yurt dışından satın alındığı için tahlil sonuçları genellikle yabancı terimlerle gösterilmektedir.

    Kırmızı kan hücreleri

    RBC (red blood cells): Oksijen taşıyan hücrelerin miktarını verir.
    Düşükse anemi (kansızlık) veya kan kaybı vardır. Yüksekliğe örnek: Yüksek rakımlı yerde oturmak, KOAH, böbrek hastalığı, polisitemi hastalığı


    MCV (mean corpuscular volume): Oksijen taşıyan hücrelerin ortalama büyüklüğüdür. MCV düşükse eritrositler daha ufaktır, yüksekse daha genişlemişlerdir. Örneğin demir eksikliği anemisi'nde eritrositler küçülür dolayısıyla mcv değeri düşük çıkar. B12 vitamini eksikliği anemisinde ise eritrositler büyümüştür, MCV yüksektir.

    Hb (Hemoglobin): Kandaki toplam hemoglobin miktarını gösterir. Anemilerde hemoglobin düşer.

    MCH: Eritrositlerdeki hemoglobin miktarını gösterir.

    Hct (Hematokrit): Kandaki hemoglobin ve eritrosit miktarının bir ölçüsüdür. Anemi, lösemi, kan kaybı gibi durumlarda azalırken vücudun su kaybettiği durumlarda (örneğin ishal) veya polisitemi'de artar.


    PLT (Platelets): Trombositlerdir. Yani pıhtılaşmayı sağlayan hücereleri gösterir.

    Beyaz kan hücreleri
    WBC (White Blood Cells-Leukocytes): Vücudun savunma ve bağışıklık hücrelerinin yani lökositlerin toplamını gösterir. Enfeksiyon hastalığı veya lupus gibi kronik iltihabi hastalıklarda yükselir. Ayrıca lösemi'de yükselir.

    Çok düşükse lökosit yapımını bozan ciddi bir hastalık vardır. Örneğin bazı kanserlerde, kemik iliği hastalarında, AIDS'te lökosit miktarı (WBC) düşüktür.

    PNL: (Nötrofiller) Örneğin bakteryel enfeksiyonlarda artar.
    Lymphocytes: (Lenfositler) Viral enfeksiyonlarda ve bazı kronik hastalıklarda artar. AIDS'te düşer.
    Eosinophils: (Eozinofiller). Allerjide ve parazitik hastalıklarda yükselir.


    Kan tahlili ve hastanın durumu

    Tek başına kan tahlilinin fazla bir tanı değeri yoktur. Görüldüğü gibi tabloda yer alan hiçbir ölçüm tek bir hastalığa özgü değildir. Kan tahlili yorumlanırken hastanın genel sağlık durumu ve fizik muyanesi bir bütün olarak ele alınır. Örneğin aynı kan değerleri 80 yaşında kanlı ishali olan bir hasta için farklı, 11 yaşında öksüren ve ateşi olan bir çocuk için farklı yorumlanacaktır.

    Dolayısıyla hastaların kan tahlili sonuçlarıyla hekim hekim dolaşmaları anlamsızdır.

    ?




  2. #2
    ottoman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.09
    Mesajlar
    646
    Kan tahlili nasıl yorumlanır


    Genel tıp uygulamaları sırasında hekimler polikliniğe başvuran pek hastadan kan tahlili isterler.
    Tam kan sayımı hekime tanıya yaklaşmasında yardımcı olan, değerli ve nispeten ucuz bir testtir.
    Kan tahlilinin maksadı teşhis koymak değildir. Kan tahlilinin esas görevi hekimin olası tanılar
    arasında eleme yapmasını sağlamaktadır. Yani tanıya yardımcı olmaktır. Hastayı görmeden, muayene
    etmeden teşhis koyulmaz.

    Kan tahlilinde hangi değerler incelenir?

    Vücudumuzda oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ile hastalıklara karşı savunmamızı sağlayan beyaz kan hücreleri (lökositler) sayılmakta ve büyüklükleri incelenmektedir. Bildiğiniz gibi kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin proteinleri bulunur. Oksijeni taşıyan protein hemoglobindir. Hemoglobin miktarı düşerse oksijen taşınamaz.Maalesef ülkemizde kullanılan laboratuar cihazları yurt dışından satın alındığı için tahlil sonuçları genellikle yabancı terimlerle gösterilmektedir.

    Kırmızı kan hücreleri

    RBC (red blood cells): Oksijen taşıyan hücrelerin miktarını verir.
    Düşükse anemi (kansızlık) veya kan kaybı vardır. Yüksekliğe örnek: Yüksek rakımlı yerde oturmak, KOAH, böbrek hastalığı, polisitemi hastalığı

    MCV (mean corpuscular volume): Oksijen taşıyan hücrelerin ortalama büyüklüğüdür.
    MCV düşükse eritrositler daha ufaktır, yüksekse daha genişlemişlerdir.
    Örneğin demir eksikliği anemisi'nde eritrositler küçülür dolayısıyla mcv değeri düşük çıkar. B12 vitamini eksikliği anemisinde ise eritrositler büyümüştür, MCV yüksektir.

    Hb (Hemoglobin): Kandaki toplam hemoglobin miktarını gösterir. Anemilerde hemoglobin düşer.

    MCH: Eritrositlerdeki hemoglobin miktarını gösterir.

    Hct (Hematokrit): Kandaki hemoglobin ve eritrosit miktarının bir ölçüsüdür. Anemi, lösemi, kan kaybı gibi durumlarda azalırken vücudun su kaybettiği durumlarda (örneğin ishal) veya polisitemi'de artar.

    PLT (Platelets): Trombositlerdir. Yani pıhtılaşmayı sağlayan hücereleri gösterir.
    Beyaz kan hücreleri

    WBC (White Blood Cells-Leukocytes): Vücudun savunma ve bağışıklık hücrelerinin yani lökositlerin toplamını gösterir. Enfeksiyon hastalığı veya lupus gibi kronik iltihabi hastalıklarda yükselir. Ayrıca lösemi'de yükselir. Çok düşükse lökosit yapımını bozan ciddi bir hastalık vardır. Örneğin bazı kanserlerde,kemik iliği hastalarında, AIDS'te lökosit miktarı (WBC) düşüktür.

    * PNL: (Nötrofiller) Örneğin bakteryel enfeksiyonlarda artar.

    * Lymphocytes: (Lenfositler) Viral enfeksiyonlarda ve bazı kronik hastalıklarda artar. AIDS'te düşer.

    * Eosinophils: (Eozinofiller). Allerjide ve parazitik hastalıklarda yükselir.

    ALBUMIN

    Normal Değerler : 3.5-5.5 g/dL

    Açıklama : Albümin karaciğerde sentezlenen bir protein türevidir.
    Sağlıklı yetişkin karaciğerinde günde 12-14 gram kadar albümin sentezi yapılır.
    Sağlıklı kişilerde rutin olarak albümin bakılmasına gerek yoktur.
    Sağlıklı bir kişide albümin düzeyinin biraz yüksek ya da düşük çıkması da klinik bir önem taşımaz.
    Kan albümin düzeyi ölçümü özellikle ödemi olan, karaciğer hastalığı bulunan
    veya beslenme bozukluğu düşünülen kişilerde önem taşır.

    Artığı Durumlar : Albümin düzeyinin yüksek ölçülmesi genellikle vücuttan su kaybı bağlıdır.
    Önemli değildir.
    Azaldığı Durumlar : Yaşlı insanlarda, karaciğer hastalığı olanlarda ve beslenme bozukluğu
    bulunan kişilerde albümin azalır. Bazı hastalarda idrar ya da bağırsak yolu ile
    albümin kaybı gerçekleşmektedir. Sonuçta albüminin kan düzeylerinde azalma
    (hipoalbüminemi) kan onkotik basıncının düşmesine bu da dokular arasında sıvı
    birikimine neden olarak özellikle bacaklar ve sırtta ödeme neden olur.

    ALKALEN FOSFATAZ - ALP

    Normal Değerler : 30-1 20 U/L

    Açıklama :

    Vücutta neredeyse bütün dokularda bulunan ama ne iş yaptıkları tam anlaşılamamış bir enzimdir. Normal yetişkinde kanda ölçülen ALP ın yarısı karaciğer yarısı da kemik kökenlidir. ALP özellikle safra akımının durması ya da
    yavaşlamasına bağlı olarak görülen karaciğer hastalıkları için iyi bir testtir.

    Artığı Durumlar :

    Çocuk ve gençlerde hızlı kemik büyümesi nedeniyle normal yetişkine göre ALP değerleri 2-4 kat daha fazla olabilmektedir. Yine doğuma yakın gebelerde de plasenta tarafından sentezlendiğinden ALP değerleri yüksektir. Safra yollarındaki tıkanma sonucu ALP değerleri yükselir. Ayrıca kemik hastalıklarında da (özellikle Paget hastalığı) ALP değerleri yükselir. Pek çok ilaç da ALP düzeylerini yükseltebilir, bu nedenle ALP yüksekliği çoğu zaman bir hastalık belirtisi olmayabilir.


    AMILAZ

    Normal Değerler : 60-180 U/L

    Açıklama :

    Amilaz pankreas, tükürük bezleri ve bazı tümörlerden (örn. akciğer)
    salınmaktadır. Kandaki amilazın genellikle üçte biri pankreas, üçte ikisi ise
    tükürük bezleri kaynaklıdır. Dolaşıma giren amilaz esas olarak böbrekler aracılığıyla vücuttan atılmaktadır.
    Artığı Durumlar : Yüksek kan amilaz düzeyi pankreatitte meydana gelir.
    Ayrıca karın ağrısıyla ortaya çıkan bazı acil hastalıklarda, şiddetli şeker komasında,kabakulakta, morfin enjeksiyonundan sonra da amilaz düzeyleri bir miktar yükselebilmektedir.

    Azaldığı Durumlar : Amilaz değerinde düşüklüğün bir klinik önemi yoktur

    ASIT FOSFATAZ

    Normal Değerler : 0-5.5 U/L

    Açıklama :

    Esas olarak prostat, karaciğer, kemik ve bazı kan hücrelerinde bulunmaktadır.
    Ölçümü özellikle prostat hastalıklarının tanı ve tedavisi için kullanılmaktadır.
    Bu amaçla prostatik asit fosfataz denilen fraksiyonu ölçülür.
    Normalde asit fosafataz kanda pek az miktarda bulunur.

    Artığı Durumlar :

    Özellikle prostat kanserlerinde kan düzeyleri belirgin olarak yükselmektedir.
    Yine de rektal muayeneden sonra, idrar sondası takılmasıyla ve
    hatta kabızlık ile birlikte de yükselebileceği unutulmamalıdır.

    Azaldığı Durumlar : yok

    BILIRUBIN

    Normal Değerler : Direkt : 0.1-0.3 mg/dL
    Indirekt : 0.2-0.7 mg/dL
    Açıklama :

    Kan dolaşımında bulunan kırmızı kan hücreleri yaklaşık
    120 günlük bir süre sonunda ömürlerini tamamlar ve çoğunluğu dalakta
    olmak üzere parçalanırlar. Açığa çıkan bilirubin karaciğere götürülür.
    Karaciğer özel bir işlemle bilirubini suda çözünebilen bir hale getirir
    ve safra yoluyla bağırsağa atar. Karaciğerde bu işleme maruz kalmış bilirubine direk, henüz işlem görmemiş bilirubine ise indirek bilirubin denilir.

    Artığı Durumlar : Bu sistemin herhangi bir noktasında meydana gelebilecek bir aksama kan bilirubin düzeyinin yükselmesine neden olur. Bu aksamalar; kırmızı kan hücrelerinde
    aşırı yıkım, karaciğer hastalıkları ve safra yolu tıkanıklıklarıdır.
    Sonuçta kan bilirubin seviyesi yükselecek ve koyu sarı ten rengiyle tipik sarılık ortaya çıkacaktır.

    Azaldığı Durumlar : yok


    FOSFOR

    Normal Değerler : 3 - 4,5 mg/dL
    Açıklama : Fosfor insan hücresinde asit-baz dengesi, kalsiyum metabolizması gibi çok önemli reaksiyonlarda rol oynayan bir maddedir. Vücuttaki fosforun %85 kadarı kemikte fosfat formunda depolanır. Kan düzeyi kan kalsiyum ve kan pH değişimlerinden etkilenmektedir. Kalsiyumda olduğu gibi bağırsaktan emilimi, idrarla atılımı ve hücre içine toplanması ya da hücreden bırakılması gibi düzenlemelerle kan düzeyi ayarlanmaktadır.Yine kalsiyum gibi parathormondan etkilenmektedir.
    Yemeklerden sonra düzeyi değiştiğinden 12 saatlik açtıktan sonra ölçümü yapılmalıdır.
    Artığı Durumlar : Hipoparatiroidide fosfor artar.
    Azaldığı Durumlar : Hiperparatiroidi durumunda değerleri azalır.


    GLUKOZ (KAN SEKERI)
    Normal Değerler : 75-115 mg/dL

    Açıklama : Şeker hastalığı tanısı için 12-14 saat açlıktan sonra kan glukozu ölçülür. Yüksekse test tekrarlanır. Yine yüksekse yemekten tam 2 saat sonra yeniden ölçülür. Bu da yüksekse glukoz tolerans testi yapılmalıdır.

    Artığı Durumlar : Kanda şeker yüksekliği ise şeker hastalığını gösterir.
    Azaldığı Durumlar : Hipoglisemiyle seyreden hastalıklar


    TİROİT HASTALIKLARININ TEŞHİSİ*

    Kanda TSH ve tiroit hormonlarının (T3 ve T4) düzeylerinin ölçülmesi:
    Tiroidin çalışması hakkında önemli bilgiler verir. Başlangıçta öykü ve
    muayenede çalışma bozukluğu belirlenememişse tek başına TSH'nın ölçülmesi yeterli olabilir. Duyarlı bir sonuç elde edilebilmesi için TSH' ya sensitif ya da ultrasensitif yöntemle bakılması tercih edilir. Üstünde önemle durulması gereken nokta: Bu tetkiklerin normal olması tiroidin çalışmasının normal olduğunu gösterir. Hastada guatr, tiroit kanseri gibi diğer hastalıkların olmadığını belirlemez. Bunlar için diğer tetkiklere gereksinim olabilir.

    * Bağışıklık sistemini kontrol eden testler: Bunlar antitiroglobulin antikor (ATA) , anti TPO antikor ( AMA ) ve Anti TSH-R ( TRAb ) gibi isimler almaktadır. Graves hastalığı, Hashimoto hastalığı ve bazı tip tiroiditlerin tanısında yardımcı olurlar.

    * Tiroglobulin tayini: Bu test özellikle tiroit kanseri nedeniyle ameliyat olmuş hastaların izlenmesinde önemli ip uçları vermektedir. Ancak bu testin tam olarak değer kazanabilmesi için bireyde gözle görülebilir tiroit dokusunun kalmamış olması gerekmektedir.

    * Medüller kanserlerin tanı ve tedavisinde kanda tirokalsitonin: adı verilen bir
    hormonun ölçülmesi faydalı bilgiler verir.

    * Yine medüller kanser olan ailelerde diğer bireylerin taranması için ret genindeki mutasyonları gösterecek genetik çalışmalar yapılabilir.


    HEMOGLOBIN VE HEMATOKRIT

    Normal Değerler :

    Hemoglobin: 14-18 g/dL (erkek); 12-16 g/dL (kadın)

    Hemotokrit: % 42-52 (erkek); %36-46 (kadın)

    Açıklama : Hemoglobin ve hematokrit sıklıkla beraber istenen ve kanın oksijen taşıma kapasitesini ölçmek için kullanılan testlerdir. Hemoglobin kırmızı kürelerde bulunan ve temel olarak oksijenin taşınmasından sorumlu maddedir. Hematokrit ise kırmızı kürelerin
    kan içerisindeki yüzdesini gösterir. Genellikle hematokrit değeri hemoglobin değerinin üç katıdır.Hemoglobin ve hematokrit bebeklerde, gebe kadınlarda, bakım evlerinde yaşayan yaşlılarda, adet gören kadınlarda mutlaka kontrol edilmelidir. Bu testlerin en önemli yanı aneminin tespit edilebilmesini sağlamasıdır.

    Artığı Durumlar : Polisitemilerde, doğuştan var olan kalp hastalıklarında, aşırı su kaybında yüksektir. Orak hücre anemisi gibi kırmızı küre şekil bozukluklarında hemotokrit hatalı olarak yüksek çıkar, bunlarda hemoglobin miktarına bakılmalıdır.

    Azaldığı Durumlar : Anemilerde



    TRANSAMINAZLAR

    Normal Değerler : Aspartat (AST, SGOT) : 0-35 U/L

    Alanin (ALT, SGPT) : 0-35 U/L

    Açıklama : Transaminazlar karaciğer hücrelerinde bulunan enzimlerdir.
    Karaciğer hasarında hücre dışına sızarlar.
    Artığı Durumlar : Kan seviyelerinin yükselmesi, karaciğer hasarına bağlı olarak bu iki enzimin hücre dışına sızması anlamını taşımaktadır. Genellikle bu enzimlerin kan seviyeleri karaciğer hasarının şiddetini yansıtır.ALT karaciğere daha özgül iken, AST kalp ve iskelet kası harabiyetinde de yükselmektedir. Bu nedenle AST aynı zamanda myokard enfarktüsünün izlenmesinde de kullanılmaktadır. Karaciğerin hastalıklarında alkole bağlı karaciğer hasarı hariç ALT, AST den daha yüksektir.

    Azaldığı Durumlar : ALT ve AST değerlerinin normalden düşük olması nadiren görülen bir durumdur. Eğer bilinen bir karaciğer hastalığı yoksa genellikle önem taşımaz.



    URE

    Normal Değerler : 5 - 25 mg/dL

    Açıklama : Protein metabolizmasının bir ürünüdür ve böbrekler yoluyla idrarla atılır. Sıklıkla kan üre azotu (BUN) olarak ölçülür. Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmede önemli bir ölçüttür. Ancak böbrek fonksiyonları dışında vücuttaki azot yükü, günlük sıvı alımı ve idrar akım hızından da etkilendiğinden tek başına karar verdirici değildir.

    Artığı Durumlar : Böbrek fonksiyon bozukluğu dışında kalp yetmezliği, tuz ve su alımındaki dengesizlikler (kusma, ishal, sık idrara çıkma, terleme), bağırsaklarda kanama, stres, yanıklar, diyetle fazla protein alımı ve akut myokard enfarktüsü gibi nedenlerle de kan değerleri yükselebilmektedir.

    Azaldığı Durumlar : Karaciğer yetmezliği, kaşeksi (aşırı kilo kaybı), nefroz (bir böbrek hastalığı)


    URIK ASIT

    Normal Değerler : Erkek : 2.5-8.0 mg/dL

    Kadın : 1.5-6.0 mg/dL

    Açıklama : Ürik asit, vücudun genetik yapı taşları olan DNA ve RNA nın yapısında bulunan purin adındaki maddelerin metabolizmasının son ürünüdür.

    Artığı Durumlar : Diyetle fazla protein alımı, vücutta üretim artışı (malin hastalıklar,doku harabiyeti, açlık) ya da böbrek fonksiyon bozukluğu gibi bir nedenle vücuttan uzaklaştırılamaması durumlarında kanda ürik asit düzeyi yükselir. Yüksek düzeydeki ürik asidin kristaller halinde çeşitli dokularda biriktiği düşünülmektedir.Bu dokular özellikle eklem sıvıları ve böbreklerdir. Eklem sıvılarında ürik asit kristallerinin birikimiyle oluşan ağrılı hastalığa GUT hastalığı denilir. Böbreklerde oluşan birikim ise böbrek yetmezliği ve idrar yollarında taş hastalığına yol açar.

    Azaldığı Durumlar : Diğer analiz sonuçları normal ise düşük genelde önemli değildir.




  3. #3
    Süper Moderatör demokrat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.03.11
    Mesajlar
    225
    KAN SAYIMI

    T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI'nın Hemoglobinopati Bilim Kurulu 10 Kasım 2004 tarihli toplantısında ; Hemoglobinopati Merkezlerinde kullanılacak cihazlarla ilgili gereksinimler görüşülmüş, 2000 in üstünde tarama yapan merkezlerde tam kan sayımı+HPLC yönteminin kullanılmasına, bu sayının altında tarama yapan merkezlerde ise tam kan sayımı+HPLC veya tam kan sayımı+Hemoglobin elektroforezi+microkolon kromotografi yöntemlerinin kullanılabileceğine karar verilmiştir.

    Tam bir kan sayımı nedir ve nasıl alınmaktadır?
    Bu test parmak ucunun veya kulak memesinin hafifçe delinmesiyle alman kanla yapılmaktadır. Bu gibi testler her saatte ve önceden hiçbir hazırlık olmadan yapılabilinmektedir. Tam bir kan sayımı hastada anemi veya vücudun bir gelişmiş enfeksiyonu olup olmadığını gösterecektir.

    Damar bir kan testi yapılma için delindiği zaman, bu bir ağrıya neden olur mu?
    Eğer çok keskin bir iğne kullanılmaktaysa az bir ağrı yapacaktır.

    Bir kan sayımı kansızlığı (anemi) nasıl göstermektedir?
    Kırmızı kan hücrelerin sayılmasıyla, hücrelerdeki hemoglobini kaydetmekle ve mikroskop altında muayene edilen kanın karakteristik belirtilerini tespit etmekle.

    Bir patolog kan muayenesiyle muhtelif tip anemiler arasında ayırım yapabilmekte midir?
    Evet. Muhtelif tipte anemiler vardır ve her birinin tedavi metodu değişik olabilir.

    Bir kan sayımı, enfeksiyonu nasıl göstermektedir?
    Beyaz kan hücrelerinin sayıda artmasıyla ve akut enfeksiyon hallerinde beyaz kan hücrelerinde meydana gelen biçim değişmeleriyle.

    Beyaz kan hücrelerinin sayımı çok kez hastalığın ciddiyetini göstermekte yararlı olmakta mıdır ve muhtemel bir apandisitte olabileceği gibi ameliyat yapılmasının gerekli olup olmadığını gösterebilecek midir?
    Evet. Bu, bir karara varabilmek için çok önemli bir test olarak kabul edilmektedir.

    Hemoglobin nedir?
    Bütün vücuda oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerine demir muhtevalı renk veren maddedir.

    Anemi, kan nakilleri yoluyla başarılı bir şekilde tedavi edilebilir mi?
    Kan nakilleri, yetersizliği geçici bir süre için düzeltebilecektir. Ancak, aneminin asıl nedenini ortadan kaldıramayacakları için, kan nakilleri sürekli bir iyileşme getiremeyeceklerdir. Bu durumlarda yalnız bir istisna vardır; o da anemi aniden gelen bir kanamadan ileri gelmiş olması halindedir. Böyle bir halde anemi kan nakli ile tedavi edilebilecektir.

    Genel tıp uygulamaları sırasında hekimler polikliniğe başvuran pek hastadan kan tahlili isterler. Tam kan sayımı hekime tanıya yaklaşmasında yardımcı olan, değerli ve nispeten ucuz bir testtir.

    Kan tahlilinin maksadı teşhis koymak değildir. Kan tahlilinin esas görevi hekimin olası tanılar arasında eleme yapmasını sağlamaktadır. Yani tanıya yardımcı olmaktır. Hastayı görmeden, muayene etmeden teşhis koyulmaz.

    Kan tahlilinde hangi değerler incelenir?
    Vücudumuzda oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ile hastalıklara karşı savunmamızı sağlayan beyaz kan hücreleri (lökositler) sayılmakta ve büyüklükleri incelenmektedir.

    Bildiğiniz gibi kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin proteinleri bulunur. Oksijeni taşıyan protein hemoglobindir. Hemoglobin miktarı düşerse oksijen taşınamaz.

    Kırmızı kan hücreleri: RBC (red blood cells): Oksijen taşıyan hücrelerin miktarını verir.
    Düşükse anemi (kansızlık) veya kan kaybı vardır. Yüksekliğe örnek: Yüksek rakımlı yerde oturmak, KOAH, böbrek hastalığı, polisitemi hastalığı

    MCV (mean corpuscular volume): Oksijen taşıyan hücrelerin ortalama büyüklüğüdür. MCV düşükse eritrositler daha ufaktır, yüksekse daha genişlemişlerdir. Örneğin demir eksikliği anemisi'nde eritrositler küçülür dolayısıyla mcv değeri düşük çıkar. B12 vitamini eksikliği anemisinde ise eritrositler büyümüştür, MCV yüksektir.

    Hb (Hemoglobin):
    Kandaki toplam hemoglobin miktarını gösterir. Anemilerde hemoglobin düşer.

    MCH:
    Eritrositlerdeki hemoglobin miktarını gösterir.

    Hct (Hematokrit):
    Kandaki hemoglobin ve eritrosit miktarının bir ölçüsüdür. Anemi, lösemi, kan kaybı gibi durumlarda azalırken vücudun su kaybettiği durumlarda (örneğin ishal) veya polisitemi'de artar.

    PLT (Platelets):
    Trombositlerdir. Yani pıhtılaşmayı sağlayan hücereleri gösterir.

    Beyaz kan hücreleri


    WBC (White Blood Cells-Leukocytes): Vücudun savunma ve bağışıklık hücrelerinin yani lökositlerin toplamını gösterir. Enfeksiyon hastalığı veya lupus gibi kronik iltihabi hastalıklarda yükselir. Ayrıca lösemi'de yükselir.
    Çok düşükse lökosit yapımını bozan ciddi bir hastalık vardır. Örneğin bazı kanserlerde, kemik iliği hastalarında, AIDS'te lökosit miktarı (WBC) düşüktür.

    PNL:
    (Nötrofiller) Örneğin bakteryel enfeksiyonlarda artar.

    Lymphocytes:
    (Lenfositler) Viral enfeksiyonlarda ve bazı kronik hastalıklarda artar. AIDS'te düşer.

    Eosinophils:
    (Eozinofiller). Allerjide ve parazitik hastalıklarda yükselir

    Herhangi bir radyasyon türünün canlı üzerinde gözlemlenebilen ilk etkisi, hücrelerinde olmaktadır. Hücreler de tüm varlıkta olduğu gibi atomlardan meydana gelmiştir. Bir hücrede milyonlarca molekül bulunmaktadır.

    Radyasyon enerjisine maruz kalan bir hücrenin atomlarında çeşitli etkilerin meydana gelmesi mümkündür. Özellikle iyonlaşma şeklinde ortaya çıkan etkileşimler hücrede tahribata neden olabilmektedir. Kimyasal olaylar, atomun elektronlarıyla yakından ilgilidir. Örneğin; her hücre içinde bulunan su molekkülleri, bir oksijen ve iki hidrojenden meydana gelir. Bu üç atom elektronlarını ortaklaşa kullanmak yoluyla bir bağ kurmuşlardır. Bu bağların radyasyona maruz kalması halinde kırılması, hücre için tehlikeli olan O-2 ve OH-1 radikallerini meydana getirir. Bu radikaller kimyasal olarak aktif olduklarından hücre içinde bulunan diğer molekül ya da atomlarla birleşme yoluyla daha başka ürünlerin oluşmasına yol açarak hücrenin ölümüne neden olabilecek bir reaksiyon zinciri başlatabilirler.
    Genel olarak, hücre içindeki molekül bağlarında kopmalar meydana getiren, atomlardan elektron kopararak kimyasal özelliklerinde değişikliğe yol açan, böylelikle hücrelerin ölümüne neden olabilen radyasyonun canlı organizmalar üzerinde gözlemlenen etkileri iki başlık altında toplanabilir:

    1-Somatik Etkiler:
    Radyasyon sonucu organizmada meydana gelen etkilerin o canlının yaşam süreci içerisinde açığa çıkmasıdır. Maruz kalınan radyasyon miktarına ve radyasyona maruz kalan bölgeye göre farklı sonuçlar gözlemlenmektedir. Bütün vücudun kısa bir sürede yüksek dozda radyasyona maruz kalmasına “akut radyasyon” denmektedir. Rem olarak birimlendirilen çeşitli dozlarda, akut radyasyona maruz kalanlar üzerinde doz artışına bağlı olarak etkiler de artmakta ve ölüme kadar gidilmektedir.

    0 - 25 rem : Hiç etki gözlenmez.


    25 -100 rem : Kan ölçümlerinde meydana gelen ufak değişiklikler dışında gözlemlenen bir etki yoktur


    100 - 200 rem : Üç saat içinde yorgunluk, iştahsızlık, kusma gözlenir. Kan ölçümlerinde daha belirgin değişiklikler gözlenir. Bir kaç hafta içinde iyileşme meydana gelir. Kan ölçümlerindeki düzelme daha uzun sürer.


    200 - 600 rem : 300 rem üzerindeki dozlarda iki saat içinde kusma, iki hafta içinde saç ve kıl dökülmesi gözlenir. Bir yıl içinde %20 ile %100 aralığında iyileşme gözlenir.


    600 – 1000 rem : Bir saat içinde kusma, saç dökülmesi gözlenir. Bu aralıkta doz alanlarda iki ay içinde %80 ile %100 arasında ölüm görülmüştür. Yaşayanlar ise uzun sürelerde iyileşir.

    Akut olmayan doz alımlarında, yani tüm vücut yerine vücudun belirli bölgelerinin radyasyona maruz kalması sonucu gözlemlenen etkiler daha azdır. Bu tarz radyasyona maruz kalma durumlarında orta şiddette alınan dozlarda sadece kızarıklık meydana gelmekte iken daha yüksek dozlarda cilt soyulması ve iltihaplanma meydana gelir.

    2- Genetik Etkiler:
    Radyasyona maruz kalan bir hücrede herhangi bir genin moleküler yapısında değişiklik meydana gelebilir buna gen mutasyonu adı verilir.

    Aynı zamanda hücre içindeki bir kromozom ipliğinde de kırılma oluşabilir. Bunun üç şekilde sonuçlanması mümkündür:

    Kırılan kromozom tekrar aynı şekilde birleşir. Böylece hiçbir değişiklik gözlenmez.

    Kırılan parçalar birleşemez, sonuçta hücre ölür.
    Kırılan kromozom parçaları öncekinden daha farklı bir şekilde birleşerek yeni bir dizilim meydana getirir. Değişime uğrayan bu hücrede meydana gelecek bir bölünme, yavru hücrelere de geçer ve bundan sonraki bütün nesillere aynı değişiklik kopyalanır.



    ------------------------------------------------------------
    ***********************************************


    Sayın kullanıcı Herseyfull sitesi binlerce konu ve mesaj barındırmaktadır.

    Upload siteleri 30 gün çalışmayan linklere ait dosyaları silmektedir.

    Konu ve mesajların sürekliligi için lütfen çalışmayan linkleri bildiriniz.

    Bir mesajla bildirdiginizde o konu veya mesajdan haberimiz olacak

    ve yeni link eklenecek veya konu silinecektir.

    Kırık linkleri bildirerek herseyful'a yardımcı olunuz.


    ***********************************************
    -------------------------------------------------------------

12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Sitemizi Nasıl Buldunuz ?
    By KraL in forum Öneri ve Düsünceleriniz
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 04.10.12, 12:44
  2. Pardus Nasıl Kurulur?İçeride
    By memox in forum PARDUS Türk işletim sistemi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.08.11, 06:28
  3. Travian Nedir? Nasıl oynanır
    By ottoman in forum Travian-Bitefight-Silkroad Online-Metin2
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 16.05.10, 08:39
  4. İnsan Nasıl Güzelleşir..?
    By KORS@N in forum İslamiyet(islam)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.09.09, 17:00
  5. Nasıl Beslenmeliyiz?
    By KORS@N in forum Saglık ile ilgili faydalı yazılar.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.09.09, 00:43

Bu Konudaki Etiketler

LezzetSaati


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389